FELSEFE
İnsan aklının tüm sınırlarını zorlayan düşünce ürünleri... Tanrı, Evren, İnsan... Varlık, Bilgi, Değer... Siyaset ve Ahlâk... Mantık ve Estetik... Tarih...
|
ARİSTOTELES, GAZZALÎ İLE LEİBNEZ'DE YARGI MANTIĞI
Sadık Türker
Düşünce sorunu, varlık ile bilgi sorunları kadar köklüdür. Çünkü düşünce, varolduğu kabul edilen bir şey üzerinedir ve üzerine düşünülen her şey hakkında bir görüş ortaya çıkar. Görüşler, düşünülen şeyler hakkında bir tür bilgi verirler. Bilgi sürecine girildiğinde, bilimsel sistem ile eleştiri sorunları baş gösterir. Bunlar da, düşünce sorununun uzantıları arasında yer alırlar. Bu yüzden, felsefe ile bilimlerin ilişkili olduğu düşünme sürecini biçimsel olarak ele alıp inceleyen mantıkta iki sorun birlikte görülür. Bunlar biçimsel düşünme ile bilimsel düşünme (kesin bilgi) sorunlarıdır.
Aristotales mantığı, yeniçağa değin uzunca bir süre bilimlerin yegâne yöntemi kabûl edilmiştir. İslâm Ortaçağında mantığın yetersizliği hakkındaki düşünceler, matematiği hedef alan yeni bir yöntem arayışına doğru imalar oluşturmuştur. İslâm düşüncesinde teşekkül eden eleştirici yaklaşım, hem Hıristiyan Ortaçağında işlenerek Yeniçağ bilim anlayışının gelişmesine, hem de İslâm düşüncesinde farklı arayışlara yol açmıştır.Yeniçağdaysa, yeni bir bilimsel anlayış ile ona özgü bir yöntem ihdâs oluşmuştur. Bu, matematiktir.
Bu eser bütün bilimlerde ortak olan düşünme sürecini, biçim ve bilgi boyutlarıyla ortaya çıkaran yargı sorunu üzerine bir araştırmadır. Eserde, Eskiçağ metafiziğinden başlayarak Aristoteles'te gelişmesi izlenen yargı sorunun, Yeniçağa değin kaydettiği gelişmeler konu edilmektedir.
|
328 sayfa | 3. Hamur Kâğıt | Karton Kapak | Büyük Boy (16.5 x 23.5 cm.)
Basım Tarihi: Nisan 2002 | 1. Baskı (Baskısı var) | ISBN: 975-6611-33-2
18,00 YTL
|
| |
|
|
BİR FELSEFE DİLİ KURMAK
Modern Felsefe ve Bilim Terimlerinin Türkiye'ye Gelişi
İsmail Kara
Bu eser, "XIX. ve XX. yüzyılda modern batı felsefesi ve biliminin terimleri Osmanlı dünyasına nasıl ve hangi kıstaslarla intikal etti?" sorusuna cevaplar arayan bir çalışmadır.
Darülfünun'da Felsefe grubu hocası ve II. Meşrutiyet devrinin ortalarında kurulan Istılahat-ı İlmiye Encümeni üyesi Babanzade Ahmed Naim Bey'in terim tartışmaları bu sahada en geniş ve en seviyeli metinlerdir. Bu tartışma metinleri bir felsefe sözlüğü standardında ve döneminin diğer felsefecileri ve fikir adamlarıyla mukayeseli olarak verilmektedir. Eserin son bölümünde Fransızcadan Türkçeye yaklaşık 2000 kelimelik teknik bir felsefe sözlüğü de yer almaktadır.
|
392 sayfa | 3. Hamur Kâğıt | Karton Kapak | Büyük Boy (16.5 x 23.5 cm.)
Basım Tarihi: Nisan 2005 | 2. Baskı (Baskısı var) | ISBN: 975-6611-02-2
25,00 YTL
|
| |
|
|
DAVİD HUME VE DİN FELSEFESİ
Mustafa Çevik
David Hume, neredeyse bütün yazı hayatınca din ile ilgilenmiş ve doğrudan dine ilişkin iki mustakil eseri olmasına rağmen Türkiye'de daha çok empirist kimliğiyle tanınmıştır.
Oysa henüz Din Felsefesi diye bir disiplinin olmadığı bir dönemde o bu alanın birçok problemi üzerinde felsefi analizler yapmıştır. İlk kez sistematik olarak din felsefesi yapanlardan biri olan Hume'un din ve Tanrı konusunda söyledikleri kuşkusuz önemlidir. Bu kitap Hume'un bu tek taraflı tanınmışlığının giderilmesi amacıyla kaleme alınmıştır. |
319 sayfa | 3. Hamur Kâğıt | Karton Kapak | Küçük Boy (13.5 x 19.5 cm.)
Basım Tarihi: Mart 2006 | 1. Baskı (Baskısı var) | ISBN: 975-995-030-8
16,00 YTL
|
| |
|
|
DİNÎ TECRÜBE VE MİSTİSİZM
Felsefî Bir Yaklaşım
Abdüllatif Tüzer
Farklı zaman ve mekanlarda değişik biçimlerde ortaya çıkan ve dinî, felsefî, psikolojik, sosyolojik açıdan insanlık tarihine önemli katkıları olan dinî ve mistik tecrübelerin, gerçekten iddia edildiği gibi insandan bağımsız nihâî bir gerçekliğin tecrübesi mi olduğu, yoksa insana birlik ve bütünlük vizyonu kazandıran sırf iyi ve güzel bir duygu yaşantısı mı olduğu, felsefî açıdan incelenmesi gereken en önemli sorundur. Dinî ve mistik tecrübelerin mahiyetini bilişsel birer tecrübe olup olmadıklarını tartışarak epistomolojik, dinî ve ahlâkî değerini ortaua koymak, bu kitabın başlıca amacını oluşturur.
Dinî tecrübe ve mistisizmle ilgili üç ana sorun, araştırmanın omurgasını teşkil etmektedir: Dinî tecrübe ve mistisizmin mahiyeti sorunu; dinî ve mistik tecrübelerin imkânı sorunu; son olarakta dinî ve mistik tecrübenin felsefî, dinî ve ahlâkî değeri...
Mistisizm ve dinî tecrübe konusunda Türkiye henüz bilimsel ve felsefî çalışmalardan oldukça yoksun iken bu kitabın bu konuya ilginin yoğun ama bilgisizlik ve kafa karışıklığının bol olduğu bir dönemde oldukça yararlı olacağına inanıyoruz. |
384 sayfa | 3. Hamur Kâğıt | Karton Kapak | Küçük Boy (13.5 x 19.5 cm.)
Basım Tarihi: Aralık 2006 | 1. Baskı (Baskısı var) | ISBN: 975-995-051-0
14,00 YTL
|
| |
|
|
FELSEFE VE TARİH
Tarih Düşüncesi 2
Ayhan Bıçak
Felsefe ve Tarih adlı bu çalışma, Yunan felsefesinin nasıl oluştuğu ile Platon'un tarih anlayışının temellerini incelemektedir.
Yunan felsefesinin oluşumu, toplumun geçirdiği iktisadi ve siyasi değişiklikler ile Homeros ve Hesiodos'un temsil ettiği geleneksel evren tasavvurunun yetersizliğinden kaynaklanan sorunların çözüm denemeleri çerçevesinde gerçekleşmiştir. İktisadi ve siyasi yapıdaki değişikliklere bağlı olarak gelişen değerler, toplumun geleneksel değerlerinin sorgulanmasına neden olmuştur. Sorgulamalar trajedi yazarları ve Sofistler tarafından en uç noktalara kadar götürülmüştür. Düşünürler toplumun bütünlüklü bir değerler sistemine sahip olmasını sağlamak için Homeros ve Hesiodos'un ortaya koydukları evren tasavvurunu dönüştürüp mantıksal açıdan tutarlı yapılar ortaya koymak çabasına girmişlerdir. Bu çabalar felsefi düşünceyi oluşturmuştur. Felsefenin oluşması ile Yunan tarihçiliği arasındaki paralellikler ve felsefe sorunlarının tarihlilik özelliği, tarih düşüncesinin gelişmesini sağlamıştır.
Platon'un bütün kaygısı, Atina'da yaşanan bunalımların üstesinden gelmek için yeni bir model ortaya koymak olmuştur. Bunalımlara neden olan sorunların insandan kaynaklandığını düşünen Platon, insanın yapısını, düşüncelerinin temeli yapmıştır. İnsanın yaratılışından bağlayarak, onun geçirdiği temel aşamaları yorumlayan Platon, sonuçta bir tarih metafiziğine varmıştır. Felsefe ile tarih arasındaki içsel bağlılığı, Platon'un tarih metafiziğinde açıkça görmek mümkündür.
|
248 sayfa | 3. Hamur Kâğıt | Karton Kapak | Büyük Boy (16.5 x 23.5 cm.)
Basım Tarihi: Kasım 2004 | 1. Baskı (Baskısı var) | ISBN: 975-6611-92-8
18,00 YTL
|
| |
|
|
FELSEFE-BİLİM NEDİR
Teoman Duralı
Bu kitap, din ile görünürler dünyası arasında kalan kesimde akıl yürütme kılavuzluğunda bilgi üretip, üretileni sınayan kurumlaşmış felsefe-bilimin ortaya çıkışı ile işleyişini tarih arkaplanı çerçevesinde belirleyip açıklamaya çalışmaktadır. |
208 sayfa | 3. Hamur Kâğıt | Karton Kapak | Büyük Boy (16.5 x 23.5 cm.)
Basım Tarihi: Şubat 2006 | 1. Baskı (Baskısı var) | ISBN: 975-995-026-X
14,00 YTL
|
| |
|
|
KARL JASPERS’İN SİYASET FELSEFESİ (Yeni)
Hasan Çiçek
ÖNSÖZ
Napolyon’un “politika kaderimizdir” sözünden hareket edilerek, insanlık tarihine bakıldığında, gerçekten de politikanın insanlık tarihini belirleyici bir niteliğe sahip olduğu görülür. Bunun teorik arka planına, yani siyaset üzerine düşünceler tarihine bir göz atıldığında da aynı durumla karşılaşılır ve Batı felsefe tarihinin başlangıç noktası sayılan Yunan düşüncesinin, M. Ö. 5. yüzyılda siyaset üzerine yoğunlaşmasından günümüze kadar, filozofların da siyasete ilgisiz kalmadıkları anlaşılır. Siyasete ilgisi olan bu düşünürlerden biri de çağdaş Alman filozof Karl Jaspers’tir.
Karl Jaspers, 20. yüzyıla damgasını vuran, özellikle edebi sanat eserleriyle ününü bütün dünyaya yaymayı başarmış bir felsefi anlayış olan egzistansiyalizmin sayılı temsilcilerinden biridir. Jaspers’in “felsefe yolda olmaktır” özdeyişinin kendi hayatında da bir anlam kazandığını görmekteyiz. Çünkü tıpla başladığı mesleki hayatında, psikiyatriden psikolojiye, psikolojiden felsefeye geçiş yapmıştır. Zaten o, geleneksel felsefenin didaktik tarzının öncelediği bilimsel anlayışı öne çıkaran veya meşrulaştıran yaklaşımı yeterli bulmaz. Ona göre felsefe öğretilecek bir şey değil, aksine her kişinin kendinden, kendi insan olma durumundan yola çıkılarak yapılmalıdır.
Tıptan felsefeye başarılı bir geçiş yapan filozof, hayat hikâyesinin anlatıldığı bölümde de görüleceği gibi, Hitler’in Almanya’da yönetimi ele geçirmesi ile yaşadığı ağır şartlardan dolayı siyasete ilgisini yoğunlaştırmıştır. Jaspers’in siyaset anlayışının demokrasiye getirdiği açılım, varoluşçu perspektifin demokrasi düşüncesine katkılarını göstermesi bakımından da manidardır. Çünkü onun yaşadığı dönemin Avrupa’sında siyasal ortama kriz ve antidemokratik anlayış egemendir. Özellikle totaliter ve yayılmacı Alman politikaları Avrupa’da ve dünyada büyük bir yıkıma yol açmıştır. Avrupa’nın yaşadığı kaos ve kriz ortamı; özgürlüğü, refahı vadeden toplumsal ve politik yaklaşımlara ilgiyi arttırmış ve barışı, refahı, huzuru vadeden demokratik siyasal perspektifi geliştirmeye ve pratikte oluşan sorunları aşmaya yönelik zihinsel çabaları da ortaya çıkarmıştır. Jaspers de kendi bağlamında siyaset anlayışı çerçevesinde barış huzur ve refah için demokrasi düşüncesine yeni açılımlar ve katkılar sağlayarak, Hitler dönemindeki yanlışlarından dolayı kendi halkını eleştirerek, özellikle savaş sonrası dönemde Alman toplumunun adeta vicdanı gibi algılanmıştır.
Bunun yanında Jaspers, farklı alanlarda pek çok eser vermesine rağmen, eserlerinden sadece üçü Türkçeye çevrilmiştir. Onun eserlerinden Türkçeye ilk çeviri Felsefeye Giriş ile 1971 yılında olmuştur. Daha sonra Felsefe Nedir? ve Felsefi Düşünüşün Küçük Okulu adlı eserleri Türkçeleştirilmiştir. Bununla beraber onun asıl felsefesini yansıtan eserleri henüz Türkçeye aktarılmamıştır. Jaspers’e ilginin azlığı, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Felsefe Tarihi Bilim Dalı’nda, 12 Mayıs 2003’te yapılan savunmada başarılı bulunan doktora tezi olan bu araştırmanın, Jaspers üzerine Türkiye’de yapılan ilk doktora çalışması olmasından da anlaşılmaktadır. Yusuf Örnek ve H. Haluk Erdem’in Jaspers’le ilgili yazdıkları hariç tutulursa Türkiye’de onun pek tanınmadığı ve üzerine bilimsel çalışmanın fazla yapılmadığı söylenebilir.
Karl Jaspers, felsefede ihmal edildiğini düşündükleri bireyin öznelliğini, özgürlüğünü, bilincini ve deneyimlerini ön plana çıkararak; bunları, felsefenin temel uğraş alanı yapmak isteyen egzistansiyalistlerden biri olarak, insanın özgürlüğünün ve bilincinin toplumsal ilişkilerde belirginleştiğini ve bu ilişkilerle kurulacak bir iletişimin de insanı, insanüstü bir varlığa yönelteceğini ortaya koymak ister. Böylece o, “varoluş felsefesi”ne metafizik bir dayanak bulmanın yanısıra, bireyin özgür ve bilinçli bir özneye dönüşmesinin toplumsal boyutunu da göz önünde bulundurarak, varoluş felsefesi ile toplumsal yaşam arasında bir ilişki kurar. Bu anlayış, doğal olarak felsefe ile toplumsal ilişkilere yön veren siyaset arasında da bir ilişki kurulmasını beraberinde getirir. Bu nedenle Jaspers’in siyaset anlayışı, onun varoluş felsefesinin doğal bir sonucu olarak ortaya çıkar. Çünkü onun varoluş felsefesinde, varoluş için özgürlüğe, özgürlük için iletişime, iletişim içinse başkalarına ihtiyaç vardır. Onun başkalarıyla birlikte yaşamayı felsefesinin merkezine alması, siyaseti sistemin içine davet eder. Bu nedenle onun siyaset anlayışı, varoluş felsefesinden yola çıkılarak belirginleştirilebilir. Böylece Jaspers’in toplumsal düzeni, iletişimi başarı ile kuran veya bu anlamda sorunlarını çözmüş kişilerden oluşur ve siyaset anlayışı da bunun üzerine temellenir.
Bu çalışmada, Jaspers’in siyaset felsefesi bağlamında, felsefenin temel alanlarından birisi olan siyaset felsefesinin genel olarak problemleri irdelenmiş, Jaspers’in varoluş felsefesinden hareket edilerek onun siyaset anlayışı üzerinde durulmuş ve aynı zamanda onun 20. yüzyıl Avrupa’sında şekillenen demokrasi geleneğine katkıları saptanmıştır.
Bu çalışmanın ortaya çıkmasına katkı sağlayan başta hocam Prof. Dr. Murtaza Korlaelçi olmak üzere; hocalarım Prof. Dr. Mehmet Bayrakdar’a, Prof. Dr. Ethem Cebecioğlu’na; meslektaşlarım Tahirhan Aydın, Hanım Tür ve H. Haluk Erdem’e; ayrıca bu çalışmanın yayınlanmasını sağlayan Ezel Erverdi’ye ve emeği geçen herkese teşekkür ederim.
Bu çalışmanın Jaspers’le ilgili araştırmalara kapı aralaması dileğiyle.
Van-2007
HASAN ÇİÇEK
|
301 sayfa | Kâğıt | Karton kapak | Küçük Boy (13.5 x 19.5 cm.)
Basım Tarihi: Nisan 2008 | 1. Baskı (Yeni) | ISBN: 978-975-995-113-9
YTL
|
| |
|
|
MİSTİK DÜNYA GÖRÜŞÜ VE BERGSON
Mustafa Kök
"Sezgi" kavramı etrafında akıl merkezli modern bilim ve bilgi anlayışına tenkitler yönelten Bergson ilahiyatçılar ve mistikler için felsefî bir kapı aralamıştır. Bu aynı zamanda Aydınlanma felsefesinin ve pozitivizmin tenkididir.
Bu eserde din felsefesi açısından Bergson'un düşünceleri ve etkileri ele alınmaktadır.
|
272 sayfa | 3. Hamur Kâğıt | Karton Kapak | Küçük Boy (13.5 x 19.5 cm.)
Basım Tarihi: Mart 2001 | 1. Baskı (Baskısı var) | ISBN: 975-7032-99-9
12,00 YTL
|
| |
|
|
SORUN NEDİR
Teoman Duralı
"Sorun Nedir"de girişilen, teorik ve uygulanma vecheleriyle 'soru'nun, geniş çaplı araştırılmasıdır. 'Soru'nun soruşturulması 'eleştiri' çerçevesinde yer alır. Teşrih masasına yatırılıp eleştiriye konu kılınan sistem yapılı 'sorma edimi' ile onun verisi 'soru', 'sorun'dur. Sonuç olarak, felsefe-bilimin ana devindireni (dynamosu) 'sorun' olmakla birlikte, şimdiye değin bu, felsefe çalışmalarının odağı kılınmamıştır. |
446 sayfa | 3. Hamur Kâğıt | Karton Kapak | Büyük Boy (16.5 x 23.5 cm.)
Basım Tarihi: Mart 2006 | 1. Baskı (Baskısı var) | ISBN: 975-995-033-2
25,00 YTL
|
| |
|
|
TARİH DÜŞÜNCESİNİN OLUŞUMU
Tarih Düşüncesi 1
Ayhan Bıçak
Tarih Düşüncesinin Oluşumu adlı bu çalışmada esas olarak, kültür ontolojisi çerçevesinde, evren tasavvuru ve buna bağlı olarak gelişen tarih düşüncesinin dayanakları aranmıştır. Sorun tarih düşüncesinin ortaya çıkış şartlarını anlamak olduğundan, efsane temelli kültürlerden (ilkel kabile kültürleri) hareket etmek kaçınılmazdır. Adı geçen kültürlerde evren tasavvurunun nasıl oluşturulduğu ve ne türden özellikler gösterdiği incelenerek tarihle bağları sergilenmiştir. Ayrıca ilkel düşünce biçimi ile gelişmiş düşünce biçimleri arasında özsel farklılıkların olduğunu ileri süren düşünürlerin dayandıkları gerekçelerin bir sınıflama hatası olduğu gösterilmiştir.
Tarih düşüncesinin en önemli kaynaklarından biri de tarıma geçişle başlayan yerleşik hayat çerçevesinde oluşan yeni kurumlar ve onların ürettiği yeni değerlerdir. İnsanlık tarihinin sonraki dönemlerini belirleyen Sümer, Yahudi, Hint ve Çin gibi ilk medeniyetlerin yapılarında tarihin nasıl bir yer aldığı ve ne türden özellikler gösterdiğini ortaya koymak çalışmanın temel nitelikleri arasındadır.
Modern Avrupa düşüncesinde baskın olan, Avrupa dışı topluluk ve toplumların tarihsiz oldukları düşüncesinin ne kadar tutarsız dolayısıyla da geçersiz olduğu, çeşitli bağlamlarda tartışılmıştır.
|
318 sayfa | 3. Hamur Kâğıt | Karton Kapak | Büyük Boy (16.5 x 23.5 cm.)
Basım Tarihi: Kasım 2004 | 1. Baskı (Baskısı var) | ISBN: 975-6611-90-1
20,00 YTL
|
| |
|
|
TARİH FELSEFESİNİN OLUŞUMU
Tarih Düşüncesi 3
Ayhan Bıçak
Tarih Felsefesinin Oluşumu adlı bu çalışmada, modern tarih düşüncesinin kökleri ve takip ettiği seyir, söz konusu medeniyetin oluşmasında tarih düşüncesinin yeri, Yeniçağ Avrupa Medeniyetinin oluşturduğu değerler ve bu değerlerle, Avrupalı olmayan kültürleri ve toplumları yargılayışları ele alınıp tartışılmıştır. Hıristiyan tarih düşüncesinden hareket ederek, modern dönem tarih anlayışının dayandığı siyasi ve iktisadi şartlar ile felsefî temelinin neler oldu?u gösterilmiştir. Ayrıca oluşturulan yeni de?erler çerçevesinde, nasıl bir insan anlayışının ortaya çıktığı ve insanın temel özelliklerinin neler olduğu çeşitli bağlamlarda incelenmiştir.
Çalışmada tarihçiliğin nasıl bilimselleştirildiği ve bilimselleştirilen tarih anlayışının ne türden sorunlar ortaya çıkardığı, tarih yazıcılığı ile tarih felsefesi arasındaki ilişkiler de geniş bir şekilde tartışılmıştır.
Bütün dünyaya hakim olan bu medeniyet, hangi yönde gelişecek ya da nasıl dönüşecektir, sorusu da çalışmayı yönlendiren unsurlardan biri olmuştur. Dünyanın bütününde gelir dağılımı dengesizliği varken, dünya nüfusunun çok büyük bir bölümü geçim sıkıntısı içindeyken, dünya devletlerinin hemen hemen hepsi bağımlı hale gelmişken, bu soru üzerinde düşünmemek imkansızdır. Günümüzdeki bu sorunları anlamak ve aşmak için modern değerlerin nasıl bir temele dayandığını görmek gerekir. Hakim değerlerin kaynaklarını oluşturan kurumların ve bu değerler çerçevesinde gelişen modern evren tasavvurunu çeşitli yönleriyle eleştiri süzgecinden geçirmek kaçınılmazdır. Bu çalışmada, Yeniçağ Avrupa Medeniyetinde tarih düşüncesinin nasıl bir seyir izlediği ve günümüzdeki sorunların oluşmasına nasıl katkı sağladığı ele alınmıştır.
|
309 sayfa | 3. Hamur Kâğıt | Karton Kapak | Büyük Boy (16.5 x 23.5 cm.)
Basım Tarihi: Aralık 2004 | 1. Baskı (Baskısı var) | ISBN: 975-6611-93-6
20,00 YTL
|
| |
|
|
TARİH METAFİZİKLERİ
Tarih Düşüncesi 4
Ayhan Bıçak
Yeniçağ Avrupa düşüncesinin olgunlaşma dönemi sayılan 18. ile 19. yüzyıllarda görülen tarih metafiziklerinin hangi şartlarda ve hangi nedenlerle ortaya çıktıkları, hangi kavram ve ilkelerden hareket ettikleri incelenmektedir. Modern düşüncenin ve tarih metafiziklerinin en önemli kavramları arasında olan akıl, özgürlük, ilerleme, tarihte anlamın olup olmadığı, çöküş, gaye, köken sorunları eleştirel bir tarzda ele alınıp ve toplumsal değerlere nasıl dönüştükleri gösterilmiştir.
Modern toplumun ihtiyaç duyduğu din dışı bir evren tasavvurunun nasıl bir yapıya sahip olması gerektiği sorunu, başta Kant, Hegel, Comte ve Marx olmak üzere, Condercet, Herder, Spencer, Spengler, Toynbee gibi tarih konusuna eğilen belli başlı tarih düşünürlerden hareketle değerlendirilmiştir. |
259 sayfa | 3. Hamur Kâğıt | Karton Kapak | Büyük Boy (16.5 x 23.5 cm.)
Basım Tarihi: Haziran 2005 | 1. Baskı (Baskısı var) | ISBN: 975-995-006-5
18,00 YTL
|
| |
|
|