===  Anasayfa ===  Arama === Tüm Yayınlarımız === Tüm Yazarlarımız === Hakkımızda === Bağlantılar === Satış Yerleri === İletişim === English  
   
 

BATININ GÖZÜYLE TÜRKLER

Dergâh Yayınlarından yeni bir seri… Garptan Şarka yolculuğun serüveni… Seyyah, misyoner, tacir, diplomat, sanatçı… Doğunun “Doğu” yapılmasının hikâyesi. Bu tanımlama, ötekileştirme, dönüştürmeye dair bir seçki…

 

BİR PAPAZIN OSMANLI GÜNLÜĞÜ

John Covel

İngiltere Kralı Majesteleri II. Charles’ın sefaret papazı Dr. John Covel, Osmanlı topraklarında bulunduğu süre içinde yaşadığı ve gördüğü her şeyi en ince ayrıntısına kadar günlüğüne kaydetti. James Theodore Bent’in Doğu Kumpanyasının tarihiyle ilgili kaleme aldığı açıklayıcı ve kayda değer girişiyle… “Genç Şehzade Mustafa’nın sünnet töreni onuruna yapılan geçit törenini görmeye gittik. … Büyük Efendi de oradaydı ve orada imparatorluğun bütün haşmetini gördük.” “… Genç Şehzade Mustafa, tüylü kavuğu başında, bir tabur yaya cebeci ile çevrilmiş olarak geldi. Şehzade iki cebeci tarafından çekilen, başından kuyruğuna kadar mücevher, inci, altın ve gümüşle süslenmiş olan güçlü, kuvvetli bir at üstünde getirildi. …Genellikle çirkin, sevilmeyen bir çocuktu; tam bir Rus yüzüne sahipti. Çıkıntılı bir alnı, ucunda bir et parçası olan kemerli bir burnu, yuvarlak düz bir yüzü; açık renk gözleri ve kaşları (kum rengi gibiydi) vardı; kulakları dikkat çekecek kadar büyüktü, elleri esmer ve yanıktı. Annesi Rus olup babası da bir Rus’tan doğmuştu.”

182 sayfa | Kâğıt | Karton kapak | Küçük Boy (13.5 x 19.5 cm.)
Basım Tarihi:   | . Baskı (Baskısı var) | ISBN: 978-975-995-153-5
12.00 TL

 

BURSA MEKTUPLARI
Bir Osmanlı Kentinde Müminler ve Kafirler
Eliza Cheney Abbott Schneider

“İyi­lik­le­rin en bü­yük düşma­nı, ta­bii ki mis­yo­ner­le­rin da­va­sın­dan nef­ret eder. Bin­ler­ce yıl­dır sınır­sız şe­kil­de hü­küm sür­düğü bu ge­niş top­rak­la­rın en ufak bir par­ça­sını bi­le fe­da et­mek is­te­mez. Ve onu elin­de tut­mak için mü­ca­de­le eder. Mis­yo­ner­lik teşeb­büs­le­ri sert ve yay­gın ol­mak­la eleşti­ri­lir. Bur­sa İs­tas­yo­nu da bu ça­tışma­lar­dan na­si­bi­ni bü­yük oran­da al­mıştır. Rum­lar yıl­lar bo­yun­ca ale­ni bir şe­kil­de bi­ze karşı çık­tılar ve en so­nun­da on­lar­dan vaz­ge­çil­di. Ar­tık tüm ça­ba­la­rımızı, bi­ze da­ha çok umut va­at eden Er­me­ni­le­re yö­nelt­miş du­rum­da­yız.” Bir sa­nat­çı ve­ya bir mü­min­den zi­ya­de bir ma­ter­ya­lis­tin ka­le­min­den çık­mış gi­bi gö­rün­me­si­ne rağmen, Mek­tup­lar kıy­met­li bir me­tin. Ba­tının mis­yo­ner­lik fa­ali­yet­le­ri­ni ve söz ko­nu­su­nu ‘gö­zün’ bakışını or­ta­ya koy­mak­la bir­lik­te 19. yüz­yıl Bur­sa­sı’na doğru ‘ni­cel’ bir yol­cu­luğa da­vet edi­yor. Me­se­le ise bu Os­man­lı ken­tin­de ki­min mü­min, ki­min kâ­fir ol­duğu.

159 sayfa | Kâğıt | Karton kapak | Küçük Boy (13.5 x 19.5 cm.)
Basım Tarihi: Ekim 2009 | . Baskı (Baskısı var) | ISBN: 978-975-995-184-9
10.00 TL

 

İSTANBUL'DA BİR KONAK VE YENİ KADINLAR

Grace Ellison

“Ah şu “harem” kelimesi! Avrupa bu talihsiz kelimenin mânasını nasıl kavrayacak? “Kutsal” ve “yasak” anlamlarına gelen bu Arapça kelime, Türk evlerinde sadece kadınlara ayrılan bölümleri anlatmak için kullanılır. Şimdi gözünüzde bir konak (Türk sarayı, büyük bir Türk köşkü) canlandırın; Marmara Denizi’ni ve güzelim adaları gören enfes bir manzarası olsun. Bahçenin ahşap kapıları her daim açık durur. Dilenciler serbestçe içeri girip araba yolunda ve bahçede aylak aylak dolanır; ağaçların altına oturup meyvelerini yerler. Öyle ki arada kapı olmasa kendinizi hâlâ sokakta zannedebilirsiniz. Sıradan bir turist için böyle bir bahçe, bir harabe, bir çöp yığını ya da bakımsız bırakılmış bir alandır. Oysaki işi bilenler buradaki paha biçilmez hazineleri, eski Bizans çeşmelerinin kalıntılarını, Batı’daki müzelerin bir servet ödeyeceği kilise mahzenlerini ve temel taşlarını fark edeceklerdir.” İngiliz kamuoyunda Türk dostu olarak tanınmasına ve belli düzeyde romantik bir içtenlik taşımasına rağmen, Grace Ellison, Doğu’ya ve Osmanlı’ya bakan her Batılının taşıdığı birtakım cehaleti, yanlış anlamayı ve dönüştürücü anlayışı bertaraf edemiyor. Batının Gözüyle Türkler serisinde…

160 sayfa | Kâğıt | karton kapak | Küçük Boy (13.5 x 19.5 cm.)
Basım Tarihi: Haziran 2009 | . Baskı (Baskısı var) | ISBN: 978-975-995-178-8
10.00 TL

 

İSTANBUL'DAN MEKTUPLAR 1909 – 1912

Maurice Baring

İstanbul’dan Mektuplar, gazeteci-yazar Maurice Baring’in 1909 ve 1912 yıllarında Osmanlı Devletine yaptığı seyahatler sırasında Times ve Morning Post gazetelerine gönderdiği yazılardan oluşuyor. Yazılar Osmanlı toplumunun siyasî panoramasını ortaya koyarken, yazarın ustalığı sayesinde sürükleyici birer edebî metne dönüşüyor. Ele alınan meseleler arasında toplumun kıskacına düştüğü din-modernleşme ikilemi, yeni rejim Meşrutiyetin dayattığı anayasa, demokrasi, hürriyet, eşitlik kavramlarıyla yeni tanışan halkın ve tebaanın insanî ve siyasî tepkileri ile savaş olmakla birlikte, Şarkın tatlı rehaveti, rayihası, göz alıcı parlaklıktaki renkleri de kaçınılmaz olarak bir Batılının gözünden yansıyor. Meşrutiyet, İttihat ve Terakki, Jön Türkler, yeni Sultan, Bulgar ve Sırp başkaldırıları, İstanbul’u saran kolera salgını, Pera’nın ışıkları, Eyüp’ün eski Yahudi mahalleleri, Sofya, köhne tren vagonları, halkın bütün sefalete rağmen koruduğu vakar ve nezaket; Baring’in muhkem gözlemlerinde karşımıza çıkıyor.

85 sayfa | Kâğıt | Karton kapak | Küçük Boy (13.5 x 19.5 cm.)
Basım Tarihi: Ekim 2008 | . Baskı (Baskısı var) | ISBN: 978-975-995-149-8
7.00 TL

 

ON DOKUZUNCU ASIR BİTERKEN İSTANBUL'UN SALTANATLI GÜNLERİ (Yeni)

Georgina Adelaide Müller

Sultan II. Abdülhamit'in "saltanatının" devam ettiği 1894 yılında, Alman asıllı İngiliz filoloğu ve oryantalisti Max Müller ve eşi Georgina Adelaide Müller tarafından kaleme alınmış toplam on altı mektuptan oluşan ve On Dokuzuncu Asır Biterken İstanbul'un Saltanatlı Günleri adıyla ilk kez Türkçeye tercüme ettiğimiz eser, yine Batı'nın gözüyle bakabilmemizi, görebilmemizi sağlayacak bir çalışma. Din, arkeoloji ve siyasete dair toplam dört mektup, konuların uzmanı Max Müller; mesire yerleri, resmi törenler, Türk kadını gibi konuları içeren mektuplar ise Georgina Adelaide Müller tarafından kaleme alınmış. Mektupların ayırt edici özelliği, o dönemde Batı'da ve Batılılarda ekseriyetle görülen "Abdülhamit düşmanlığının" bu çiftte kesinlikle tezahür etmiyor olması. Bilakis kendileri, Sultan'ın sağlık, eğitim ve kültür alanlarında ne kadar da önemli adımlar attığını ve "kadın meselesine" karşı ne denli hassas olduğunu her fırsatta vurguluyorlar

138 sayfa | Kâğıt | karton kapak | Küçük Boy (13.5 x 19.5 cm.)
Basım Tarihi: Nisan 2010 | . Baskı (Yeni) | ISBN: 978-975-995-197-9
TL

 

OSMANLI TOPLUMUNDA DERVİŞLER VE ABDALLAR (Yeni)

Lucy Mary Jane Garnett

Batının Gözüyle Türkler serisinin onuncu kitabı olan ve Lucy Mary Jane Garnett'ın 1912 yılında Mysticism and Magic in Turkey (Türkiye'de Mistisizm ve Sihir) ismiyle yayımladığı eser, bu serimizin 'tasavvuf'la alâkalı ilk kitabı. Bugüne değin Dergâh Yayınları arasında tasavvufa dair yayımlanmış olan kaynak metinler ve ilmi çalışmaların dışında kalan bu metin, bu açıdan da bir ilk teşkil ediyor. Kitabın en faydalı tarafı, o dönemde Osmanlı'ya dair çalışmalar yapmış Batılı yazar ve 'uzmanların' ne kadar az ve yanlış bilgiyle iş yaptıklarını kanıtlaması. Osmanlı Toplumunda Dervişler ve Abdallar adıyla Türkçede ilk kez yayımladığımız metin, Batı'nın tasavvufu 'tuhaflaştırma' çabasının cismani bir vesikası.

168 sayfa | Kâğıt | karton kapak | Küçük Boy (13.5 x 19.5 cm.)
Basım Tarihi: Mayıs 2010 | . Baskı (Yeni) | ISBN: 978-975-995-198-6
TL

 

ROBERT KOLEJİN KIZLARI

Hester Donaldson Jenkins

1870 senesinde henüz 20 yaşında bir genç kızken memleketi ABD’den kalkıp dünyanın öbür ucu olan Osmanlı topraklarına gelen Mary Mills Patrick kabiliyetli, azimli ve her şeyden önce inançlı bir misyonerdi. American Board’dan bu doğrultuda bir teklif aldığında, ailesini bir daha görmemek pahasına bu yolculuğu göze aldı. Mary Mills Patrick’in görünürdeki hayali Şarklı hemcinslerinin eğitimine ve Batıdaki gibi toplumda hak ettikleri yeri bulmalarına katkı sağlamaktı. Kendisi Amerikan [Robert] Kız Koleji’nin kurucusu ve ilk müdiresi, dinî eğitimden ziyade dil eğitimi ile meslekî gelişimi yeğ tutmuş bir eğitim elçisidir. Elinizdeki kitap Mary Mills Patrick’in ve onun üzerinden Robert Kolej’in hikâyesini anlatıyor. Osmanlı topraklarında ilk defa kadınlar üzerinden yürütülmüş misyonerlik ve feminizm hareketleri ile yabancı okul faaliyetlerinin bir dönemine ışık tutmakla birlikte Dergâh Yayınlarının, “Batının Gözüyle Türkler” serisindeki ilk kitabı.

280 sayfa | Kâğıt | Karton kapak | Küçük Boy (13.5 x 19.5 cm.)
Basım Tarihi: Mayıs 2008 | . Baskı (Baskısı var) | ISBN: 978-975-995-122-1
16.00 TL

 

SON SULTANLAR'IN İSTANBULU'NDA

Mary Mills Patrick

Batının Gözüyle Türkler serisinin ilk kitabı Robert Kolejin Kızları’nda, hayatı ve İstanbul Amerikan Kız Kolejini kurması kaleme alınan ABD’li misyoner Mary Mills Patrick, bu kez yazar olarak karşımızda. Hatıratın başrollerini, Patrick’in 1871-1924 yılları arasında eğitim ve kültür misyoneri olarak bulunduğu Osmanlı’nın son sultanları paylaşıyor. Yakın tarihimiz ile din ve modernleşme, gayrimüslim azınlıklar, insan ve kadın hakları gibi kayda değer biçimde son iki asırdır gündemimizden düşmeyen meseleler, bunların ortaya konmasına ve her daim diri tutulmasına ön ayak olmuş topluluğun üyesi bir batılı tarafından kaleme alındığı şekliyle Batının Gözüyle Türkler serisinde. “Hükümdarlığının ilk yılları boyunca Sultan Aziz, ömrünün hızla akıp geçtiğini fark etti. Gençlik yıllarını harcadığı kafesin korkusunu hatırlayarak, can havliyle tahtının varislerinin sırasını değiştirmeye çabaladı. Yusuf İzzettin ve Abdülmecid adlı modern fikirlere sahip iki güzel oğlu vardı. Fakat halef olma noktasında onlardan daha ileride bulunan dört varis daha bulunuyordu. Ağabeyi ve selefi Abdülmecid’in dört oğlu [V. Murad, II. Abdülhamid, Mehmed Reşad ve Vahdeddin] ileride birbiri ardınca Osmanlı Devleti’nin padişahı ve mümin-lerin halifesi oldular. Çünkü Sultan Aziz kanun değişikliğini başaramamıştı. Oğullarının her ikisi de kafese girdiler ve Jön Türkler döneminde salıverilinceye kadar orada kaldılar.”

348 sayfa | Kâğıt | Karton kapak | Küçük Boy (13.5 x 19.5 cm.)
Basım Tarihi: Mart 2009 | . Baskı (Baskısı var) | ISBN: 978-975-995-164-1
16.00 TL

 

SULTAN ABDÜLHAMİT DEVRİNDE İSTANBUL'DA GÖRDÜKLERİM

Dorina L. Neave

İstanbul’da Gördüklerim’de Lady Dorina Neave, oryantal bir tablo olarak benimsediği Sultan Abdülhamit devri İstanbul’unu kuvvetli kalemi, belgesel hassasiyeti ve gözlem kabiliyetinin de etkisiyle göz alıcı, romantik, büyülü bir sanat eseri olarak yeni baştan resmediyor. Hayatının 26 yılını 1881 senesinde ailesinin görevi nedeniyle geldiği İstanbul’da geçiren Lady Neave İstanbul’un düşsel güzellikleri ve unutulmuş tatlarıyla birlikte dönemin siyasi ve toplumsal yapısını da kendi bakış açısıyla okuyucuya aktarıyor. Yazarın resmettiği portre içinde rastladığımız oryantal dekorun figürleri; her milletten esnaf ve satıcılar, zenginlik ve bolluğun her türünün sergilendiği çarşılar, tabii ve tarihi güzellikleriyle Göksu ve Kağıthane dereleri, Boğaziçi ve Sultanahmet semtleri, toplumun farklı kesimlerinin adetleri hatta şaşırtıcı ayrıntılarıyla Mevlevi, Rufai, Şia toplulukların dinî ayinleri… Yanı sıra, İstanbul’u sarsan büyük 1894 ve 1904 depremleri, Boğaziçi’nin dehşet veren yangınlarının ince ayrıntıları, karahumma salgını ile 1896 Osmanlı Bankası baskını da eserde karşımıza çıkıyor.

180 sayfa | Kâğıt | Karton kapak | Küçük Boy (13.5 x 19.5 cm.)
Basım Tarihi: Kasım 2008 | . Baskı (Baskısı var) | ISBN: 978-975-995-152-8
12.00 TL

 

TÜRKLER ARASINDA

Verney Lovett Cameron

1844 yılında İngiltere’de doğan kaşif Verney Lovett Cameron, daha ziyade Dr. Livingstone ile birlikte Afrika’ya yaptığı ilk keşif gezileriyle tanınır. Kendisi Afrika’yı Ekvator boyunca aşarak denizden denize geçen ilk Avrupalıdır. 19. yüzyılın son çeyreğinde Anadolu topraklarında da bulunmuştur. Bu kitap, dönemin İngiliz kamuoyu için yazılmış kurmaca bir metin; doğuya, Osmanlı topraklarına seyahat eden bir İngiliz denizcinin başından geçen tehlikeli ve heyecanlı maceraları hikâye eden bir propaganda kitabıdır. Hikâyenin kahramanı olan Frenk denizci Trabzon, Erzurum, Diyarbakır, Urfa, İstanbul, Bağdat, Basra gibi Osmanlı coğrafyasının çeşitli yerlerini kâh deniz yoluyla, kâh at sırtında yahut iptidai sallar üzerinde, esir düşerek, çatışmalara girerek yahut kervansaraylarda ağırlanarak geziyor. Bu esnada karşısına çıkan Ermeni, Kürt, Yahudi, Süryani, Arap, Acem, Türk, türlü kahraman üzerinden, ülkesi Britanya’nın dünya siyasetine dair yaklaşımlarını yansıtacak türden bir kurgu oluşturmaktan geri durmuyor. Sömürgecilik, sanayi ve ticaret yoluyla dünyaya hükmeden bir imparatorluğun bir vatandaşının gözünden Doğu insanının taraflı, önyargılı, çarpıtılmış bir görüntüsü “Batının Gözüyle Türkler Serisinin” ikinci kitabında ortaya çıkıyor.

280 sayfa | Kâğıt | Karton kapak | Küçük Boy (13.5 x 19.5 cm.)
Basım Tarihi: Mayıs 2008 | . Baskı (Baskısı var) | ISBN: 978-975-995-121-4
8.00 TL

 

 
     

 

   
   
   
   
   
   
   
   
 
             
Sunucu, Programlama ve Tasarım: GösterGe Hizmetleri