===  Anasayfa ===  Arama === Tüm Yayınlarımız === Tüm Yazarlarımız === Hakkımızda === Bağlantılar === Satış Yerleri === İletişim === English  
   
 

Dergâh Dergisinde Bu Ay

Mart 1990 yılından beri istikrarlı bir şekilde yayın hayatına devam eden Dergâh dergisi, Eylül sayısında da önemli metinlere ev sahipliği yapıyor.

Dergi Sedat Turan’ın “Savaş Sözleri” başlıklı şiiriyle başlıyor. Şiir, Ağustos ayı içinde hayatını kaybeden Filistinli şair Mahmut Derviş’e ithaf edilmiş. Diğer şairler ise Nurettin Durman, Erkan Kara, Ümit Aktaş, Nadir Aşçı, Rıdvan Sözener, Ercan Yılmaz ve Nesrin Aydın.

Abdullah Harmancı ve Handan Yıldız Eylül ayının hikâyecileri...

Harmancı’nın “Kitaplar ve Çiçekler” başlıklı hikâyesi, olgunluk dönemine giren bir edebiyatçıyı müjdeliyor.

Funda Özsoy Erdoğan, Mustafa Akar ve Zeynep Serhan Koşal ‘derkenar’ sütunlarında yer alan isimler. Erdoğan, Sibel Eraslan’ın geçtiğimiz günlerde Dergâh Yayınları’ndan çıkan Parçası Benden isimli hikâye kitabına değiniyor. Akar ise Alaattin Karaca (İkinci Yeni Poetikası, Hece, 2005) ve Yakup Altıyaprak’ın (İkinci Yeni ve Türk Şiirinde Modernizm, Ebabil, 2008) İkinci Yeni hakkındaki kitaplarından yola çıkarak, bu hareketle ilgili görüşlerini ortaya koyuyor.

Hikâye sanatıyla ilgili yazılarına devam eden Kâmil Yıldız, bu sayıda “öyküde muhayyile” konusunu açıyor. Hemen peşinden de Furkan Çalışkan’ın “Modern Şiirin Kodları” üst başlıklı yazısı geliyor. Çalışkan, Edip Cansever’in “Meduza” şiirinden yola çıkarak, “modern şiirde özne” meselesine eğiliyor.

‘Orta Sayfa Sohbeti’nin bu ayki konusu, Vakıfların ihya ettiği Osmanlı eserleri... Konuyla ilgili olarak, Vakıflar Genel Müdür Yardımcılığının yanı sıra İstanbul Vakıflar Bölge Müdürlüğü görevini de yürüten Sayın Ahmet Tanyolaç ile önemli bir söyleşi gerçekleştirilmiş. Ramazan ayına denk gelen bu söyleşi, Türkiye’de güzel işlerin de yapıldığına işaret ediyor.

Prof. Dr. İsmail Kara, Dergâh Yayınları’ndan çıkan “Cumhuriyet Türkiyesi’nde Bir Mesele Olarak İslâm” adlı eseriyle dikkatleri üzerine çekti. Mehmet Zahit Tiryaki, bu kitabı ele alan derinlikli ve geniş oylumlu bir yazıyla, Dergâh dergisine katkı sağlayan isimlerden...

Arzu Güldöşüren ise dil çalışmaları ile tanınan Besim Atalay’ın hayat hikâyesini “kendi ifadeleriyle” aktarıyor. Her açıdan ibretle okunacak bu metin, dipnotlar ile zenginleştirmiş.

Daha güzel sayılarda buluşmak umudu ile.

Dergâh Dergisinde Geçen Ay

Mustafa Kutlu yönetiminde, Mart 1990 yılından beri istikrarlı bir şekilde yayın hayatına devam eden Dergâh dergisi, Ağustos sayısı ile okuyucuların karşısında...

Fatih Çodur’un “Misilleme” başlıklı şiiriyle aralanan dergi sayfaları; Mustafa Köneçoğlu, Bülent Parlak, Evren Kuçlu, Arif Burun ve Hasan Ediboğlu’nun şiirleriyle devam ediyor.

Yusuf Turan Günaydın, Osman Toprak ve İbrahim Gökburun “Derkenar” sütunlarında yazan isimler.

Kitap eleştirileri sadece “Derkenar” sütunlarıyla sınırlı değil. Hüseyin Akın, “Bu Dağların Ardı” adlı eser hakkında önemli bir yazı kaleme aldı. Bu Dağların Ardı, Sücaattin Erdem’in Dergâh Yayınları’ndan çıkan ikinci deneme/hatıra kitabı...

Bir diğer kitap eleştirisi de Ömer Yalçınova imzası taşıyor. Yalçınova’nın yazısı, Salim Hammish’in İbn Haldun’un hayatını konu alan “Allame” romanı üzerine.

222. sayının hikâyecileri ise Ayşegül Ünal ve Mahmut Muku. Artık bir klâsik haline gelen “Orta Sayfa Sohbeti”nin bu sayıdaki konuğu, yayımladığı iki hikâye kitabıyla iyi bir çıkış yapan Sibel Eraslan. Hikâye sanatına bakışıyla ilgili ciddi ipuçları veren Eraslan, özellikle hikâyeye ilgi duyan gençlere yardımcı olacak şeyler söylüyor.

Hikâye konusuna eğilen bir diğer isim de Kâmil Yıldız. Yıldız, “Öyküde kelime kullanımı” bahsine değiniyor.

Şiirleri ve geniş oylumlu eleştirel yazılarıyla tanıdığımız Mehmet Erdoğan, Ahmet Hamdi Tanpınar yazılarına bu sayıda da devam ediyor. Devam eden bir diğer çalışma da, Alpay Doğan Yıldız’ın “Popüler kültür” ana başlıklı yazıları. Her iki yazı da, alanında büyük bir boşluğu dolduruyor.

İdiris Demirel ve Ramazan Topdemir, Dergâh’ın ağustos sayısına denemeleriyle katkı sağlayan isimler. Demirel “işçi kültürü”ne, Topdemir ise “tarihi romanda zaman” konusuna değiniyor.

Prof. Dr. İsmail Kara ise geçtiğimiz günlerde Hakk’ın rahmetine kavuşan Neclâ Pekolcay Hoca için bir hatıra-anma yazısı yayımlıyor. Yazıda hem hoca-talebe ilişkisi, hem de mesai arkadaşlığı incelikle anlatılıyor.

 
     

 

   
   
   
   
   
   
   
   
 
             
Sunucu, Programlama ve Tasarım: GösterGe Hizmetleri