|
|
|
Tanıtım:
BİR ELEŞTİRMEN OLARAK AHMET HAMDİ TANPINAR
Mehmet Erdoğan’ın bir süredir Dergâh dergisinde yayımlanan ve Ahmet Hamdi Tanpınar’ın eleştirmen yönüne odaklanan yazıları geçtiğimiz ay kitaplaştı: Bir Eleştirmen Olarak Ahmet Hamdi Tanpınar.
Kitap boyunca, bugüne kadar daha çok şiir ve romanlarıyla tanınan Ahmet Hamdi Tanpınar’ın eserlerinde eleştirinin merkezî rolüne dair önemli tespit ve yorumlar getiren Mehmet Erdoğan başka bir Tanpınar’la tanıştırıyor okuru. Öncelikle inceleme ve deneme türündeki eleştiri ürünlerini ele alan Erdoğan daha sonra Tanpınar’ın şiir, roman, günlük ve mektuplarında eleştirinin ve eleştirel düşüncenin izlerini sürüyor. Böylece, Tanpınar’ın eleştirmenliği anlamında çok net bir fotoğraf çıkıyor ortaya.
Tanpınar’ın eleştiri alanındaki özgün duruşunun, eleştirinin o dönemdeki durum ve gidişatıyla birlikte gözler önüne serildiği kitap, Tanpınar’la yeni tanışacak okurlar için de bir kılavuz kitap olma özelliği taşıyor. Sanatçının temel vasıflarından birinin eleştirmenlik olduğunu düşünen Tanpınar bu yönüyle kendinden sonraki nesillere de en çok katkı sağlayan bir isim olmuştur.
Modern Türk edebiyatında eleştiri türünün öncü ustalarından olan Ahmet Hamdi Tanpınar’ın bugüne kadar üstünde durulmayan zengin bir yönünü ele alan Bir Eleştirmen Olarak Ahmet Hamdi Tanpınar, kendinden sonra yapılacak çalışmalara da önemli veriler sunarak yol gösterecek bir kitaptır. Tanpınar’ın eleştiri anlayışına dair edineceğimiz bu zengin verimin, şair ve romancı Tanpınar’ı daha iyi kavramımızı sağlayacağı da muhakkaktır.
|
Tanıtım:
MUSTAFA KUTLU’DAN YENİ BİR ESER:
HUZURSUZ BACAK
Türk hikâye sanatının öncü isimlerinden Mustafa Kutlu, 2000 yılından bu yana, her eylül ayında bir kitap yayımlıyor. Bu kitaplar sırasıyla; Uzun Hikâye (2000), Beyhude Ömrüm (2001), Mavi Kuş (2002), Tufandan Önce (2003), Rüzgârlı Pazar (2004), Chef (2005), Menekşeli Mektup (2006) ve Kapıları Açmak (2007).
2008’in kitabı ise Huzursuz Bacak oldu.
Huzursuz Bacak, yazarın daha önce yayımlamış olduğu Sır (1. Basım 1990) adlı kitabındaki “Satılık Huzur” hikâyesinin ilk bir buçuk sayfası ile başlıyor. Yani bu hikâyedeki kahramana benzer birinin yıllar sonra memleketine dönmesiyle...
Aslında bu bölümde yer alan kahramanın izlerine Kutlu’nun daha önce yayımladığı kitaplarda da rastlamak mümkündür.
Bu genç adam, Türkiye’nin geleceğiyle ilgili endişeler taşıyor. Yurtdışında akademik kariyer yapıyor, memlekete dönüşünde, pek çok sathi meselenin çözüldüğünü, asli meselelerin ise olduğu gibi kaldığını görüyor.
Başta üniversite olmak üzere politika, iş çevreleri ve eski arkadaşlarıyla yaptığı görüşmeler, o yıllarda ülkede olup bitenler; psikolojik sıkıntılarını “huzursuz bacak” denilen bir fiziki hastalığa dönüştürüyor.
Çektiği sıkıntının merkezinde ülkede dişe dokunur bir fikir, fikir adamı ve uğruna savaşılacak bir tez kalmamış olmasıdır.
Kitap özetle genç adamın bu umutsuz tabloya karşı isyanını dile getiriyor. Bu çerçevede Huzursuz Bacak, Mustafa Kutlu’nun öteki kitaplarından ayrılarak, “fikri ağırlığı yoğun” bir eser olarak karşımıza çıkıyor.
Ömer’in iç konuşmaları ve okuduğu metinler yoluyla okura yansıtılan fikirler, aslında Kutlu’nun yıllardır yazıp söyledikleriyle bir yakınlık arz ediyor. Hikâyeleri içinde fikirlerini açıkça belirtmekten kaçınan Kutlu’nun, Huzursuz Bacak’ta farklı bir tavır takındığını görüyoruz. Yani, geçmişte hikâyenin içine gizleyerek anlatmaya çalıştıklarını bu kez açıktan söylüyor. Yazar, hikâye tekniği açısından bunun tehlikeli bir durum olduğunu bilse de, sanatına olan hâkimiyeti ve üslubuyla bu sorunu aşıyor.
Muhafazakârlık ve din kavramları, edebiyatın fonksiyonu, markalaşmaya karşı imzanın önemi, her alanda yaşanan kuraklık gibi konuları tartışmaya açan Mustafa Kutlu’nun; tüketim ekonomisine karşı “kanaat ekonomisi” kavramını önermesi de dikkat çekici. Yine, diğer uzun hikâyelerinden farklı bir tarzı olan Huzursuz Bacak’ta Kutlu, özünü kaybetmeye meyleden İstanbul, çöl haline gelen fikir dünyası ve yozlaşan hayatlarla beraber, toplumda ortaya çıkan huzursuzluğu da irdelemiş oluyor.
Huzursuz Bacak’ın Mustafa Kutlu külliyatı içinde farklı bir yerde duracağı ve birçok özelliğiyle konuşulup tartışılacağı kesin gibi görünüyor. |
|
Tanıtım:
İslam ülkesinde bir mesele olarak cumhuriyet Yusuf Genç
Prof. Dr. İsmail Kara, Türkiye’nin temel problemlerine ilişkin uzun yıllardır ısrarla ortaya koyduğu, tespit ve tekliflerine bir yenisini daha ekledi; Cumhuriyet Türkiyesi’nde Bir Mesele Olarak İslam. (Dergâh Yayınları / Haziran 2008) Tamamı iki ciltten oluşacak eserin henüz yayınlanmış olan elimizdeki ilk cildinde; Diyanet İşleri Başkanlığı, Cemaat ve Tarikat yaklaşımları ve Türkiye’deki İslamcılık hareketi söyleminin gerçeklik değeri, iyi niyetle ama saygın bir biçimde tartışmaya açılıyor.
Yazının devamı..
Haber:
Mustafa Kutlu Urducada
Mustafa Kutlu, modern Türk hikâyesinin önemli isimlerinden biri. Her eseriyle dikkatleri üzerine çeken ve geniş bir okuyucu kitlesi oluşturan Kutlu’nun kitapları bir yandan yeni baskılar yaparken, bir yandan da dünya dillerine çevrilmeye devam ediyor.
Mustafa Kutlu’nun ilk olarak Ya Tahammül Ya Sefer isimli hikâye kitabı Amina Şiljak tarafından Boşnakçaya çevrilmişti. Ya Tahammül Ya Sefer’i, Bu Böyledir ve Mavi Kuş’un Farsça çevirileri takip etti. Her iki kitap da İran edebiyat çevrelerinde ciddi bir karşılık buldu.
Kutlu’nun tek çocuk kitabı olan ve Erdem yayınları arasından çıkan Yıldız Tozu ise Sabine Adatepe tarafından Almancaya çevrilmiş ve 2008 yılında ÖnelVerlag yayınları tarafından Alman edebiyatseverlere sunulmuştu.
Almanya’da ilgiyle karşılanan Yıldız Tozu’nun son durağı Pakistan oldu.
Çocuk Vakfı’nın “Türk çocuk ve gençlik edebiyatının dünya dillerine çevrilmesi projesi” çerçevesinde ve Kültür Bakanlığı’nın desteğiyle Urducaya çevrilen Yıldız Tozu; görünen o ki, dünya dillerini ziyaret etmeye devam edecek.
Kapak tasarımı, mizanpaj ve Reza Hemmatirad’ın çizimlerine sadık kalınarak baskıya hazırlanan Yıldız Tozu’nun yayıncılığını MultiMedia-Affairs üstlenmiş.
Mustafa Kutlu, kendisiyle yapılan bir söyleşide, “Sonunda geleneğimizde olan şark hikâyesinin modern bir versiyonuna gittim galiba” demişti. Prof. Dr. Orhan Okay da, “Mustafa Kutlu, modern hikâyenin tekniklerini kullanarak geleneksel hikâyeciliği devam ettiriyor” diye görüş bildirmişti.
Mustafa Kutlu’nun eserlerinin hem Batı, hem Doğu dillerine çevrilmesi, ayrıca ilgi görmesi, bütün bunları doğrular nitelikte...
|
| Süreli Yayınlar ve Yeni Sayıları
| DERGÂH DERGİSİ
Aylık edebiyat, sanat, kültür dergisi
SAYI: 232 Haziran 2009
Mustafa Kutlu yönetiminde yayın hayatına devam eden Dergâh dergisinin 232. sayısı Cevdet Karal’ın “Yas” başlıklı şiiriyle başlıyor. Evren Kuçlu, Orhan Tepebaş, Ünsal Ünlü, Ercan Yılmaz, Bülent Parlak, Emel Özkan ve Cafer Keklikçi haziran ayının diğer şairleri.
Abdullah Harmancı ve Ayşegül Ünal, hikâye hanesini iki güzel çalışmayla dolduran isimler.
Mustafa Aldı, ‘Derkenar’ sütunlarında Cihan Aktaş’ın son hikâye kitabı Kusursuz Piknik’e değiniyor. Mustafa Akar ise, Furkan Çalışkan’ın geçtiğimiz günlerde yayınlanan ilk şiir kitabı Kabahatler Kanunu’nu ele alıyor.
İkinci Yeni şiiri hakkında kaleme aldığı yazılarla dikkatleri üzerine çeken Yakup Altıyaprak, bu kez günümüz şairlerinden İbrahim Tenekeci’nin “Savunma” başlıklı şiirini konu ediniyor.
Kâmil Yıldız ve Hakkı Özdemir, hikâye ve roman eleştirisi sahasında öne çıkan isimler. Bu sayıda, Kâmil Yıldız “Öyküde mitos” konusunu işliyor. Hakkı Özdemir ise Yusuf Atılgan ve Anayurt Oteli’nden yola çıkarak, romanda yerli ve milli olma bahsini geniş oylumlu bir şekilde değerlendiriyor.
Hemen peşinden, Mehmut Nuri Karageçi, şiirle popüler kültür arasındaki etkileşime eleştirel bir yaklaşımda bulunuyor.
Prof. Dr. Mustafa Kara ise Memduh Koyunoğlu’nun “İznik ve Bursa Tarihi” adlı eserini tanıtıyor.
‘Orta Sayfa Sohbeti’nin haziran konuğu, ilk konulu ve uzun metrajlı filmiyle (Uzak İhtimal) dikkatleri üzerine çeken, yurtiçi ve yurtdışından ödüller alan Mahmut Fazıl Coşkun. “Sinemada gerçekçi, neşeli, gürbüz bir dil kullanmak istiyorum” diyen Coşkun, sadece Uzak İhtimal filmini değil, projelerini ve sinemaya bakışını da anlatıyor.
|
|
|
|
|
|